Selamm aslında çok da yazacak durumda değilim ama çok sevdiğim insanlar canlarım beni merak etmişler sormuşlar uzun olmasa da yazacağım
Kortizon yüzünden gözümde katarakt oluştu çok az görmeye başladım 2 gözümde kötü zar zor yazıyorum kusurum olursa affola
Şu an hastanedeyim ameliyat için geldim ve tabiki şu ortadaki meşhur virüs buldu beni 3 gün gözümü
Açamadım yemek imkansız zaten acı ateş içinde kıvrandım dün ateşim düştü ama feci bir öksürük ciğerde ötme var antiviral verdiler iyileşmeye çabalıyorum o kadar şeyden kurtuldum gripten gitmem heralde ateşim düşmese korkardım da işte şükür
Kendinize iyi bakın kalabalıktan kaçın ben böyle çirkin virüs görmedim tüm aileyede bulaştı herkes yatıyo ni yerlerde dua edin nolur da şu sıkıcı hastaneden sapasağlam kurtulayım
Çook öptüm
5 Ocak 2016 Salı
28 Ağustos 2015 Cuma
Neşeli günler..
Blogcum çok özlendiğini bil önce:)
en son çok iç karartıcı yazmışım.Durum da gerçekten kötüydü.Şu ansa hayatımın en güzel dönemlerinden birini yaşıyorum.O korkunç ilacı tüm doktor dayatmalarına karşın şiddetle reddettim.Kendim hakkında en çok şeyi ben biliyorum;vücudumu tanıyorum,vereceğim tepkileri biliyorum.O ilacı kaldıramayacaktım ve hayatımda olmasını istediğim başka şeyler vardı.O isteklere ulaşmak içinse o ilaç bir engeldi.Şu an bana engel olmayan,hayatımı gayet güzel sürdürmeme izin veren başka bir ilaç kullanıyorum.
Büyük süprizlere hazır ol blogcum.Şu an söyleyemem, daha çok yeni, hem de geleneksel olarak henüz söylememeliyim.Gerçi anlayan anladı:)ama olsun açıkça yazmayacağım.Umarım çatlamam.Çünkü son aylarda neler yaptığımı,okuduğum kitapları,yaptığım alışverişleri,dereyi görmeden paçayı sıvamalarımı anlatmamak için kendimi çok zor tutuyorum.Neyse bekleyin. Coming soon:)
Bu yaz da kış gibi geçti.Gel git,gel git..Sanırım ancak hostesler benim kadar uçuyorlardır.Bu sene çok denize giremedim,girmek istemedim.Hayatımda bu yazki kadar sıcak görmedim.Nefes alınmıyor,yürünmüyor,uyunmuyor o derece.Deniz bile hamam suyuna dönmüş.Bu yıl denizi,kumsalı çok sevemedim.Bir hafta kadar gittik acayip ateşlendim.Yok yani bu yıl anlaşamadık denizle.
Urla her zaman muhteşem.Bağ bozumu Festivalimiz yapıldı.Standlar,yemekler,yarışmalar,müzikler..Urla benim cennetim.Burada yaşlanıp,ölmek istiyorum inşallah.Sanat sokağımız bence Alaçatı'nın o vazgeçilmez sokağından çok daha orjinal ve özel.O kendine has salaşlığı,her yerdeki sanat kokusu,kitaplar,antikacılar..Yolunuz İzmir'e düşerse Urla burada hep sizi bekliyor unutmayın.
Urla iskelede Deniz Altı Cafemiz var mesela ki sanırım ünü epey yayılmış durumda.Aşkımla son yıldönümümüzü orada kutladık.8.yıla girdik blog tam 7 yılı bitirdik.Hayatımın en güzel 7 yılını kocamla geçirdim ondan öncesini eksik kabul ediyorum.İyi ki beni seçmiş,beni tamamlamış,beni sevmiş..Deniz Altı diyordum nerelere geldim:)hemen denizin kenarında ve dekorasyonu,yemekleri muhteşem.Karides güveçi şiddetle tavsiye ederim.Tabi içebiliyorsanız herkes bira-kalamar ikilisini tercih ediyor genelde:)
Aslında bitirmesem sabaha kadar yazarım ama bir yerde noktayı koymalıyım.Yakında çok farklı,eğlenceli,çoook umut dolu yazılar gelecek inşallah.
Sizi Seviyorum.
en son çok iç karartıcı yazmışım.Durum da gerçekten kötüydü.Şu ansa hayatımın en güzel dönemlerinden birini yaşıyorum.O korkunç ilacı tüm doktor dayatmalarına karşın şiddetle reddettim.Kendim hakkında en çok şeyi ben biliyorum;vücudumu tanıyorum,vereceğim tepkileri biliyorum.O ilacı kaldıramayacaktım ve hayatımda olmasını istediğim başka şeyler vardı.O isteklere ulaşmak içinse o ilaç bir engeldi.Şu an bana engel olmayan,hayatımı gayet güzel sürdürmeme izin veren başka bir ilaç kullanıyorum.
Büyük süprizlere hazır ol blogcum.Şu an söyleyemem, daha çok yeni, hem de geleneksel olarak henüz söylememeliyim.Gerçi anlayan anladı:)ama olsun açıkça yazmayacağım.Umarım çatlamam.Çünkü son aylarda neler yaptığımı,okuduğum kitapları,yaptığım alışverişleri,dereyi görmeden paçayı sıvamalarımı anlatmamak için kendimi çok zor tutuyorum.Neyse bekleyin. Coming soon:)
Bu yaz da kış gibi geçti.Gel git,gel git..Sanırım ancak hostesler benim kadar uçuyorlardır.Bu sene çok denize giremedim,girmek istemedim.Hayatımda bu yazki kadar sıcak görmedim.Nefes alınmıyor,yürünmüyor,uyunmuyor o derece.Deniz bile hamam suyuna dönmüş.Bu yıl denizi,kumsalı çok sevemedim.Bir hafta kadar gittik acayip ateşlendim.Yok yani bu yıl anlaşamadık denizle.
Urla her zaman muhteşem.Bağ bozumu Festivalimiz yapıldı.Standlar,yemekler,yarışmalar,müzikler..Urla benim cennetim.Burada yaşlanıp,ölmek istiyorum inşallah.Sanat sokağımız bence Alaçatı'nın o vazgeçilmez sokağından çok daha orjinal ve özel.O kendine has salaşlığı,her yerdeki sanat kokusu,kitaplar,antikacılar..Yolunuz İzmir'e düşerse Urla burada hep sizi bekliyor unutmayın.
Urla iskelede Deniz Altı Cafemiz var mesela ki sanırım ünü epey yayılmış durumda.Aşkımla son yıldönümümüzü orada kutladık.8.yıla girdik blog tam 7 yılı bitirdik.Hayatımın en güzel 7 yılını kocamla geçirdim ondan öncesini eksik kabul ediyorum.İyi ki beni seçmiş,beni tamamlamış,beni sevmiş..Deniz Altı diyordum nerelere geldim:)hemen denizin kenarında ve dekorasyonu,yemekleri muhteşem.Karides güveçi şiddetle tavsiye ederim.Tabi içebiliyorsanız herkes bira-kalamar ikilisini tercih ediyor genelde:)
Aslında bitirmesem sabaha kadar yazarım ama bir yerde noktayı koymalıyım.Yakında çok farklı,eğlenceli,çoook umut dolu yazılar gelecek inşallah.
Sizi Seviyorum.
6 Mart 2015 Cuma
UMUT IŞIĞI..
Eveeet blog.Döndük yine aynı yere..Aslında hep olduğumuz ama zaman zaman görmezden geldiğimiz,etkilerini hafifletince yok saydığımız o yere..Hastalığın tam içine..
Kardeşim boşanıyor.Tanışma hikayelerini,muhteşem düğünlerini anlattığımdan beri 2 yılı geçmiş ve bazen olmuyor işte.Düğün rüya gibi olsa da,her şey peri masalıyla başlasa da sürmeyince sürmüyor.
Onun bir damla gözyaşı için dünyayı alt üst edebilecekken böyle acı çekmesi içimi her gün yaktı.Sinir,kin,üzüntü atmak istesem bile yakamı hiç bırakmadı.Taşınma stresi,uzaklık,başka bir şehir derken hastalığım alt üst olmuş.İzmire sadece basit bir kontrol için gelmiştim ama iki haftayı geçti geri dönemedim.O doktordan diğerine sürüklendim.Kanım çok düşmüş,tüm tahlillerim allak bullak olmuş.Yine de kortizonu çoğaltırım geçer havasındaydım ama kortizon artık yetmiyor dediler.Zaten kemiklerim,kaslarım,gözlerim mahvolmuş durumda yüksek doz kortizondan.Tamam dedim az bir zaman verin bir bebek yapacaktım planlamıştım sonrasına bırakalım ama olmadı olmuyor işte..
Dönüşten bir gün önce kardioloğa gittim kalbimde bir sıkıntı hissedip,hastalık bu kez kalbime el atmış.Tıbbi adı başka ama bir çeşit kalpte apse başlamış küçük şu an ama büyürse beni çok rahatlıkla öldürebilir.Sanki yeterince organım hasta değilmiş gibi şimdi de kalp katıldı aralarına.Panik yapacak birşey yok ilaçlar geçirecek dediler ama kullanmamı istedikleri ilaç senelerdir direndiğim ölüme varan yan etkileri olan, bağışıklık sistemini ters yüz eden bir ilaç.Bu kez direnemedim artık direnmek istemedim.Rapor çıkar çıkmaz ilacı almaya başlayağım.Serum şeklinde veriliyor haftada 1 kez sanırım 4 kez almam gerekecekmiş.
Hastalığımı tam olarak sıfırlama garantisi de yok ama denemek gerekiyormuş en azından uzun bir rahatlık dönemi olacakmış ki umarım öyle olur.
Artık böyle bir hayat istemiyorum,öyle bir noktaya geliyor ki insan böyle devam edeceğime bitsin o zaman diyorsun.Ya normal insanlar gibi yaşayabileyim yada bitsin.Bu kadar hasta olmak garip bişey diğer tüm insanlara korkunç gelen ilaçlar,tahliller,acı çekmek,ölüm fikri o kadar yakın ki istesen bile acayip gelmiyor en temel içgüdülerini bile yitiriyorsun.
Umarım herşey iyi gider.Belki hastalık gider ve geri gelmez.Belki bundan sonra sadece karaciğerimin yarattığı sorunlarla uğraşırım.Vücudum durmadan bana karşı saldırmaz.Umarım..
İşte adım bu yüzden umut ışığı zaten.Hep uzakta bir umut ışığından ibaret hayatım.Görüp ulaşmaya çalıştığım bazen başardığım bazen başaramadığım.
Bunu da yeneceğim..Buraya kadar geldim devamını da getireceğim.Pes etmek yok.Kaç kez yendim ben ölümü bu kez de yenilmeyeceğim...
12 Şubat 2015 Perşembe
HABERLER..
Şekerparem,bal
kaymağım,canımın içi bloğum beni affetmen için umarım bu güzel sözler iyi bir
başlangıçtır.Geçen sene boyunca tek bir yazı yazmışım,çok ayıp etmişim,bana hiç
yakışmadı ama çok acayip günler geçirdim.Babamın kazası,ameliyatı,fizik
tedavisi ,iyileşme süreci sonra pandişin 10 ay süren işsizliği,evimizden ayrı
kalışımız amaaaan çok zordu işte.
Şu an bambaşka bir yerdeyim.İnsanın aklından geçmeyecek şeyler başına geliyormuş gerçekten.Pandişim İzmirde iş bulamadı daha doğrusu bulduğu işleri beğenmedi.Zor beğenen kociş:)Neyse sonunda inanılmaz sınavlardan geçerek büyük,iyi bir firmaya kabul edildi.işsizliğin ne boyutta olduğunu cidden bu iş görüşmesinde öğrendim.Çünkü 3500 kişi arasından seçildi.Yani yaptıkları testler,mülakatlar filan sanki NASA ya astronot alıyorlar havasındaydı:)Kısaca başka bir şehire geldik.Adını söylemiyorum.Gizem gizem..istanbula yakınız artık.Arabayla gidebiliyoruz kısa zamanda.Bu iyi tabi özellikle havaalanında İzmire istediğimiz zaman gidebilmek önemliydi bizim için.
Durumum malum.Her şehre gidebilecek gibi değilim.Bulunduğum
yerde büyük bir hastane,iyi doktorlar olmalı,çok soğuk olmamalı vs.Allaha şükür
bu şehirde hepsi var.Üstelik arada karda yağıyor.
Yuppi!!!taşınmamızda 1 gün sonra kar yağmaya başladı ama nasıl yağmak,nasıl güzel yağmak..İşlerin arasında öyle bakakaldım kara.Kocamaan bir pencerem var.Önüne oturup manzara izlemelik tam.Bir de bu kez dubleks evimiz.Çok şirin bir çatı katı var hep istediğim gibi.Tabi tüm evlerimiz geçici bu belli.Pandişin işi yüzünden çok kalıcı olabileceğimizi sanmıyorum.Bisle hep şakalaşırdık.Abla siz bir karavan alın derdi.Valla haklı:)
Yuppi!!!taşınmamızda 1 gün sonra kar yağmaya başladı ama nasıl yağmak,nasıl güzel yağmak..İşlerin arasında öyle bakakaldım kara.Kocamaan bir pencerem var.Önüne oturup manzara izlemelik tam.Bir de bu kez dubleks evimiz.Çok şirin bir çatı katı var hep istediğim gibi.Tabi tüm evlerimiz geçici bu belli.Pandişin işi yüzünden çok kalıcı olabileceğimizi sanmıyorum.Bisle hep şakalaşırdık.Abla siz bir karavan alın derdi.Valla haklı:)
Yani tek başımayım blog.Senelerdir ilk kez yalnızım.Tabiki
kocam var.Akşamları eve geliyor çok şükür ama haftanın 6 günü çalışıyor.İzmirde
ki hayatım malum sürekli ailemleydim.Uzağa taşındığımda bile her haftasonu
Cumadan onlardaydık,genelde de birlikte kalıyorduk.Ben onlardaydım pandişte
zaten çok yakın çalıştığı için oraya geliyordu.Şu an tuhaf geliyor bu kadar
uzakta olmak ama açıkçası mutluyum da..Yay burcu olmanın iyi tarafı her türlü
değişime kolaylıkla uyum sağlayabilmek birde gezmeyi,değişik yerleri çok
sevmek.Evimin tüm sorumluluğu bende,
koşuşturup duruyorum.Büyük olduğu için biraz zorlanıyorum ama mutluyum.
Bu şehir ve çevresi tam bir doğa harikası bence.Her Pazar
Pandişle gezmeye gidiyoruz yakın yerlere.Yeni yerler keşfetmek süper.Bir de
İstanbul da Viaporta gittik.En büyüklerden bile değilmiş sanırım ama cidden
bana çok büyük geldi.Mağazalar inanılmaz büyüktü.Metropol böyle bişeymiş demek.Elbette
İzmiri özlüyorum.Dünyanın en güzel şehri izmir kesinlikle ama istediğim zaman
gidebilirim değil mi?Birde İzmirle bu şehir ve hatta İstanbul inanılmaz
farklı.Bize Gavur demelerinin nedenini az çok anladım.Biz baya baya çıplağa
yakın dolaşıyoruz sokaklarda yav:)!!Ben
ne giyeceğimi bilemedim saygısızlık olsun istemedim çünkü insanlar çok kapalı.Sonra
kendim gibi giyindim yani zaten çok acayip giyinmem de tayt kazak filan ama
güzel yanı kimse yargılayıcı bakmıyor birbirine bunu çok sevdim.
Bir de ben Youtube a fena takığım.Artık alışkanlık haline
geldi.Bazı kanalları sürekli seyrediyorum ama özellikle bir kanal var ki benim
tüm annelik içgüdülerimi ayağa kaldırdı.Adı Sacconejolys .Youtube kanallarına
takılıyorsanız bir bakın derim.Bayılacaksınız.iki dünya tatlısı bebişleri ve 6
köpekleri olan bir aile.Çoook şekerler.Evet evet annelik içgüdülerim ayakta ve
uğraşıyoruz heralde blog.Kolay değil ama
dur bakalım yakında iyi haberler yazabilirim beni bekle?
SENİ VE TÜM CANKUŞLARI ÇOOK SEVİYORUM..
17 Temmuz 2014 Perşembe
I'm Back:)
Imm benn şeyy..Ne desem bilemiyorrum blog utanç içindeyim şu an sana yazmaya hakkım yokmuş hissi var.Hani çok yakın dostunu aylarca aramazsın da arayınca utançtan yerin dibine girersin aynen öyle.Şu oldu , bu oldu ama bahaneleri hiç sevmem işin özeti canım yazmak istemedi gerçekten o modda hissetmedim kendimi ve zorlarsam tamamen anlamı yitirmiş olurdum zaten.
Neyse şöyle bir yılbaşı sonrası özeti yapmak lazım.Öyle çok şey oldu ki tabi ki haber özeti gibi hızlı hızlı sıralayacağım mecburen.İlk flaş ocak sonunda kociş işten ayrılmak zorunda kaldı. Adamı taaa nerelere atamak istediler, olmadı tabi o gitse ben gidemem. Orada bana bakacak doktor bulamazdım zaten.Olayın üstünden 6 ay geçti hala iş arama durumundayız.Bir şekilde idare ediyoruz maddi durumu. Tazminat almıştı,işsizlik maaşı var,zaten evde kalmıyoruz filan.Bakalım bişeyler çıkacak inşallah.
Bu arada da babam bir kaza geçirdi; hepimiz yazlıktayken merdivenden düştü ve dizini kırdı ama öyle böyle değil çok kötü kırdı dizi paramparça olmuş doktorların söylediğine göre.10 gün hastanede yattı ameliyat oldu .Bu sırada babamın bütün işleri bize kaldı pandiş ve ben idare ettik herşeyi.Çok yorucu ve üzücü bir dönemdi.Babamın tüm ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık,annem hastanede refakatçiydi. Apar topar acile yatınca bavul hazırlamak,hastanede ihtiyaç duyabilecekleri en ufak ayrıntıya kadar dikkat etmek,babamın işlerine koşmak her şey bize kaldı.Babamın üzülmemesi ve o dönemi atlatması çok önemliydi.Çok şükür ameliyatı harika geçti sonrasındaki iyileşme sürecinde de çok dikkatliydik.
Alçı çıktıktan sonra fizik tedavi dönemi başladı Neredeyse 2 ay devam etti.Asıl olay fizik tedavide zaten çünkü öyle bir ameliyattan sonra diz işlevsiz kalıyor hatta bacakta..Bacağı incelmişti kasları tutmuyordu,dizi hiç kıvrılmıyordu.Çok şükür şu an koltuk değneksiz yürüyebiliyor,dizi tamamen açılmasada kıvrılabiliyor,şişlik neredeyse tamamen gitti,araba kullanabiliyor ve artık işlerini kendi yaptırabiliyor.Tam 4 ay sürdü bu hale gelmesi..Çok korktuk,üzüldük ama şükür artık mutluyuz.
Bu arada ben çok iyiyim.Allahın bana verdiği bir güçle ve kortizon denen hapın büyüleyici etkileriyle hayatımı neredeyse normal insanlar gibi sürdürebiliyorum.Tabi bu arada kemik erimesi ve baya bir kilo almam gibi yan etkileri olmuş olabilir amaaann çok da tınnn:)Yine de durum kötüleşirse diye iyi bir hastanenin karaciğer nakil komitesi pazartesi benim durumumu tartışmaya karar verdi ama doğrusunu isterseniz yapalım şu nakli bile deseler peki oldu sıkıldım bu karaciğerden iyiydi ama yenileme zamanı deyip ameliyat olacak değilim.Sonuçta diğer insanlar gibi kötüleşmeyi, başka bir şansım kalmamasını, artık tamam demelerini beklemeyi düşünüyorum.Bana fikrimi değiştirecek çok çarpıcı bir savla gelmezlerse tabi..
Yaz nasıl geçiyor dostlar?ben seviyorum bu mevsimi biliyorsunuz.Çiçekler,bahçedeki sebzelerim,deniz,karpuz,börülce bu mevsimle ilgili herşeye bayılıyorum.Her zamanki gibi hareketli geçiyor yaz.Yarın annemle,babamı götürüp kumlara gömeceğim.Birinin dizini birinin boynunu tedavi etmek lazım:)Onlar kumdayken bende suda koca kortizon göbişimle uğraşabilirim belki.Her göbek eriyorda kortizon göbişi erimiyor a dostlar:)
Bu arada bol bol okudum keşişler,budizm,tarih en sevdiğim şeyler işte..Bol bol izledim.Youtube,Sinema ve diziler.Dr.House un 8 sezonunu da bitirdim.Düşündüm dedim ki hiç hastane,doktor görmüyorum biraz izleyeyim bari:)Valla normal insanların hoşlandığı dizileri beğenemiyorum bir türlü baktım baktım bana bu olur dedim çok da sevdim.Hatta hasta oldum Dr.house a acayip güzeldi bitince üzüldüm o derece.Dizi tavsiyesi olan var mı?
Valla epey uzun yazdım beklediğimden.İnşallah bu bu bir başlangıç olur da artık daha sık yazarım.Umarım.Beni hep merek eden soran Candost Deep'e sonra BİS'e ve Emelciğime çok teşekkür ederim.
Hepinizi çok sevdiğimi söylemiştim dimi?
Neyse şöyle bir yılbaşı sonrası özeti yapmak lazım.Öyle çok şey oldu ki tabi ki haber özeti gibi hızlı hızlı sıralayacağım mecburen.İlk flaş ocak sonunda kociş işten ayrılmak zorunda kaldı. Adamı taaa nerelere atamak istediler, olmadı tabi o gitse ben gidemem. Orada bana bakacak doktor bulamazdım zaten.Olayın üstünden 6 ay geçti hala iş arama durumundayız.Bir şekilde idare ediyoruz maddi durumu. Tazminat almıştı,işsizlik maaşı var,zaten evde kalmıyoruz filan.Bakalım bişeyler çıkacak inşallah.
Bu arada da babam bir kaza geçirdi; hepimiz yazlıktayken merdivenden düştü ve dizini kırdı ama öyle böyle değil çok kötü kırdı dizi paramparça olmuş doktorların söylediğine göre.10 gün hastanede yattı ameliyat oldu .Bu sırada babamın bütün işleri bize kaldı pandiş ve ben idare ettik herşeyi.Çok yorucu ve üzücü bir dönemdi.Babamın tüm ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık,annem hastanede refakatçiydi. Apar topar acile yatınca bavul hazırlamak,hastanede ihtiyaç duyabilecekleri en ufak ayrıntıya kadar dikkat etmek,babamın işlerine koşmak her şey bize kaldı.Babamın üzülmemesi ve o dönemi atlatması çok önemliydi.Çok şükür ameliyatı harika geçti sonrasındaki iyileşme sürecinde de çok dikkatliydik.
Alçı çıktıktan sonra fizik tedavi dönemi başladı Neredeyse 2 ay devam etti.Asıl olay fizik tedavide zaten çünkü öyle bir ameliyattan sonra diz işlevsiz kalıyor hatta bacakta..Bacağı incelmişti kasları tutmuyordu,dizi hiç kıvrılmıyordu.Çok şükür şu an koltuk değneksiz yürüyebiliyor,dizi tamamen açılmasada kıvrılabiliyor,şişlik neredeyse tamamen gitti,araba kullanabiliyor ve artık işlerini kendi yaptırabiliyor.Tam 4 ay sürdü bu hale gelmesi..Çok korktuk,üzüldük ama şükür artık mutluyuz.
Bu arada ben çok iyiyim.Allahın bana verdiği bir güçle ve kortizon denen hapın büyüleyici etkileriyle hayatımı neredeyse normal insanlar gibi sürdürebiliyorum.Tabi bu arada kemik erimesi ve baya bir kilo almam gibi yan etkileri olmuş olabilir amaaann çok da tınnn:)Yine de durum kötüleşirse diye iyi bir hastanenin karaciğer nakil komitesi pazartesi benim durumumu tartışmaya karar verdi ama doğrusunu isterseniz yapalım şu nakli bile deseler peki oldu sıkıldım bu karaciğerden iyiydi ama yenileme zamanı deyip ameliyat olacak değilim.Sonuçta diğer insanlar gibi kötüleşmeyi, başka bir şansım kalmamasını, artık tamam demelerini beklemeyi düşünüyorum.Bana fikrimi değiştirecek çok çarpıcı bir savla gelmezlerse tabi..
Bu arada bol bol okudum keşişler,budizm,tarih en sevdiğim şeyler işte..Bol bol izledim.Youtube,Sinema ve diziler.Dr.House un 8 sezonunu da bitirdim.Düşündüm dedim ki hiç hastane,doktor görmüyorum biraz izleyeyim bari:)Valla normal insanların hoşlandığı dizileri beğenemiyorum bir türlü baktım baktım bana bu olur dedim çok da sevdim.Hatta hasta oldum Dr.house a acayip güzeldi bitince üzüldüm o derece.Dizi tavsiyesi olan var mı?
Valla epey uzun yazdım beklediğimden.İnşallah bu bu bir başlangıç olur da artık daha sık yazarım.Umarım.Beni hep merek eden soran Candost Deep'e sonra BİS'e ve Emelciğime çok teşekkür ederim.
Hepinizi çok sevdiğimi söylemiştim dimi?
31 Aralık 2013 Salı
Yeni yıl..
Çok şükür 2013 den bugün kurtuluyoruz..Kıyamet kopmadığı için minnettarım çünkü artık beklemeye başlamıştım.Kötü bir yıldı.Hepimiz için,ülkemiz için,dünya için..
2014 ün geçirdiğiniz en güzel yıllardan biri olmasını dilerim,çok sağlıklı,bol aşklı,paralı,huzurlu süper bir yıl olsun inşallah.
Mutlaka bir yeni yılda yapılacaklar listesi vardır herkesin.Bende bu yıl daha erken kalkabilmeyi böylece günde 3 öğün yiyebilmeyi ve düzenli yürüyüş yapabilmeyi umuyorum:)Bunları sürekli umuyorum ama hiç başaramadım.Bir baykuştan bünyesini değiştirmesini kimse istemiyor ama bana herkes aynı şeyi söylüyor. Sanırım haklılar..Deneyeceğiz yapacak bişey yok.
Birde bu sene çocuk hakkında ciddi konuşmaların,araştırmaların vakti geldi diye düşünüyorum.Hadi hayırlısı.Dua edin nolur benim için..
Bu yılda hayatımın en büyük rengi sizlerdiniz.Zor zamanlarımda destek oldunuz,başım sıkışsa biliyordum ki konuşacak birileri hep vardı.Sizi çok seviyorum dost cankuşlarım..
MUTLU YILLAAARRR...
19 Aralık 2013 Perşembe
En Sevdiğin (mim)
Mim yapmayalı o kadar uzun zaman olmuş ki nasıl yapılır unutmuşum.Canım Miam beni mimlemiş önce bir sorulara öyle bakıp kaldım sonra eskiden ne çok mim yaptığımı nasıl zevkli olduğunu hatırladım..bakalım neler çıkacak:)
1-)En sevdiğin renk? Mor.Çünkü çok gizemli,farklı,çarpıcı..
2. En sevdiğin çiçek? off zor soru tam bir çiçek delisiyim.Ama lilyum bir başka sanki..
3. En sevdiğin yemek / sebze / içecek?
Acayibim ama ben tam bir sebze tutkunuyum.Börülce yemeği en sevdiğim. /Valla börülce ve bamya diyeceğim buna.Ya Egeli olduğumu bilmeyen biri okusa hemen anlar şu an:) / hımm çok seçeneğim yok açıkçası gazlı içecekler yasak,içki zaten yasak ben tuzsuz ayran diyeyim:)
4. En sevdiğin yerli / yabancı şarkı?
Hiç bir Türkçe albüm benim için Sertab gibi kadar iyi olmamıştır.Gariptir ki en az satan albümü.Acayiplik bende sanırsam.Hayatımın şarkısı İncelikler Yüzünden..
Yabancı şarkı Carl Orf Carmina Buranadan oh fortuna:)opera fazlasıyla sevdiğim için.Bunun dışında da tuhaf bir geçiş ama Metallica Nothing else matters.
5. En sevdiğin komedyen?
Ferhan Şensoy.Aşığım kendisine..
6. En sevdiğin kız / erkek ismi?
Kız Rüya.Erkek Yiğit(çocuklarım olursa isimlerinide öğrenmiş oldunuz:)
7. En sevdiğin kitap?
İşte bu baya zor.Seçim yapmam gerekirse Kafka Dönüşüm derim.
8. En sevdiğin yerli / yabancı oyuncu?
Yerli oyuncu tabi ki önce Ferhan Şensoy sonra Haluk Bilginer.Kadın olarak da Vahide Gördüm.
Yabancı oyuncu Tom Hanks,Al Pacino,Robin Wiliams.
9. En sevdiğin yerli / yabancı film?
Aşk Tesadüfleri Sever..ve tüm Türkan Şoray filmleri:)
Fight Club,The Game bide Sex and the City ler:)
10. En sevdiğin yerli / yabancı dizi?
Ezel çok ayrıydı ya..
Friends(Miam sayesinde 10 sezonu da izledim ve galiba tekrar izleyeceğim onlarsız yaşayamıyorum gibi bişey)bide Sex and the City.Muhteşem kadınlar ya..sırf Carrienin ayakkabıları için bile izlerim:)
11. En sevdiğin yerli / yabancı şehir?
İzmirim canım izmirim dünyadaki hiç bir yere değişmem..
Paris kesinlikle Paris..İnşallah gideceğim bir gün.Lonrada güzeldir ama 2.tercihim olsun.
12. En sevdiğin gazete / gazeteci?
Sözcü.Hürriyeti de okuyorum.Emin Çölaşan.Yılmaz Özdil ve Ayşe Armanı seviyorum.
13. En sevdiğin mevsim / gün / ay?
Yaz kesinlikle alternatifsiz:)16 ağustos..
14. En sevdiğin kıyafet / kıyafet tamamlayıcısı / takı?
Ben yazın elbiseciyim başka bişey giymem desem yeri.Kışınsa kesinlikle tayt üstüne şık bluzlar kazaklar..
Ayakkabı ve çanta..ikisi de inanılmaz önemli benim için.Çanta da renk zıtlığını severim.
Takı dönem dönem değişiyor bazen yüzük bazen kolye vs.şu an kolye dönemimdeyim yazın bileklik takıntım vardı mesela:)
15. En sevdiğin makyaj malzemesi / bakım ürünü?
En sevdiğim tip soruya geldik:)Allıklarım vazgeçilmezim.Çünkü acayip kansız ve soluk beniz olduğum için allıksız bakkala bile gitmem.Favorim The Balm Cabanaboy.Bide şu an Sephoranın yeni fondöteniyle aşk yaşıyorum:)
Bakım ürünü Bence saf gülsuyu yüzde mucizeler yaratıyor bide Nivea q10 gece kremime bayılıyorum şu sıralar.
16. En sevdiğin çizgi karakter?
Ya ben Pepee yi çok seviyorum.Nasıl bişey bilmiyorum ama şarkılarını bile ezberledim çok tatlı bişey ya..
17. En sevdiğin anı?
Aslında öyle çok ki..yaşadığım her an için kendimi çok şanslı sayıyorum ama elbette canımdan çok sevdiğim adamla evlendiğim gün en güzel günümdü..o gün uyanışımı,hazırlıklarımı,yüzüme buz sürmemi(cildim canlansın diye:)kuaföre gidişimizi,ablam ve annemim kocaman gelinliğim odamı kaplarken bana giydirmeye çalışmalarını,damat bey ve ailesinin imam nikahı ve dolayısıyla heryere gecikmesini,fotoğrafçıyı sonra ucu ucuna nikaha yetişmemizi..eş ilan edildikten sonra yakınlarımızla doyasıya eğlenmemizi ve elbette balayımızı unutmam imkansız..
18. En sevdiğin özelliğin?
Pozitifliğim dolayısıyla gelen ve herkesin şebeği olmamı sağlayan neşem.
19. En sevdiğin his?
Sağlıklı olduğumu hissetme hissi.Yani o gün ağrısız,canlı,hareketli,sorunsuz bir gün geçirebiliyorsam bu benim için en güzel hediye:)
20. En sevdiğin canlı?
hımm ailem hariç insanlardan çok haz etmiyorum açıkçası.Ama köpekler öyle mi ya?karşılıksız,çıkarsız,çok güzel bir sevgi..köpeğim dünyanın en güzel yaratığı bence.
ups insana cidden bitmeyecekmiş hissi veriyor.Cevaplaması çok zevkli bir mimmiş.Kimseyi mimlemiycem çünkü kimse yapmıyor sonra kaale alınmamışım hissine uğruyorum bu da sevmediğim hislerden biri:)o yüzden hoşuna giden herkes yapsın lütfen..
2. En sevdiğin çiçek? off zor soru tam bir çiçek delisiyim.Ama lilyum bir başka sanki..
3. En sevdiğin yemek / sebze / içecek?
Acayibim ama ben tam bir sebze tutkunuyum.Börülce yemeği en sevdiğim. /Valla börülce ve bamya diyeceğim buna.Ya Egeli olduğumu bilmeyen biri okusa hemen anlar şu an:) / hımm çok seçeneğim yok açıkçası gazlı içecekler yasak,içki zaten yasak ben tuzsuz ayran diyeyim:)
4. En sevdiğin yerli / yabancı şarkı?
Hiç bir Türkçe albüm benim için Sertab gibi kadar iyi olmamıştır.Gariptir ki en az satan albümü.Acayiplik bende sanırsam.Hayatımın şarkısı İncelikler Yüzünden..
Yabancı şarkı Carl Orf Carmina Buranadan oh fortuna:)opera fazlasıyla sevdiğim için.Bunun dışında da tuhaf bir geçiş ama Metallica Nothing else matters.
5. En sevdiğin komedyen?
Ferhan Şensoy.Aşığım kendisine..
6. En sevdiğin kız / erkek ismi?
Kız Rüya.Erkek Yiğit(çocuklarım olursa isimlerinide öğrenmiş oldunuz:)
7. En sevdiğin kitap?
İşte bu baya zor.Seçim yapmam gerekirse Kafka Dönüşüm derim.
8. En sevdiğin yerli / yabancı oyuncu?
Yerli oyuncu tabi ki önce Ferhan Şensoy sonra Haluk Bilginer.Kadın olarak da Vahide Gördüm.
Yabancı oyuncu Tom Hanks,Al Pacino,Robin Wiliams.
9. En sevdiğin yerli / yabancı film?
Aşk Tesadüfleri Sever..ve tüm Türkan Şoray filmleri:)
Fight Club,The Game bide Sex and the City ler:)
10. En sevdiğin yerli / yabancı dizi?
Ezel çok ayrıydı ya..
Friends(Miam sayesinde 10 sezonu da izledim ve galiba tekrar izleyeceğim onlarsız yaşayamıyorum gibi bişey)bide Sex and the City.Muhteşem kadınlar ya..sırf Carrienin ayakkabıları için bile izlerim:)
11. En sevdiğin yerli / yabancı şehir?
İzmirim canım izmirim dünyadaki hiç bir yere değişmem..
Paris kesinlikle Paris..İnşallah gideceğim bir gün.Lonrada güzeldir ama 2.tercihim olsun.
12. En sevdiğin gazete / gazeteci?
Sözcü.Hürriyeti de okuyorum.Emin Çölaşan.Yılmaz Özdil ve Ayşe Armanı seviyorum.
13. En sevdiğin mevsim / gün / ay?
Yaz kesinlikle alternatifsiz:)16 ağustos..
14. En sevdiğin kıyafet / kıyafet tamamlayıcısı / takı?
Ben yazın elbiseciyim başka bişey giymem desem yeri.Kışınsa kesinlikle tayt üstüne şık bluzlar kazaklar..
Ayakkabı ve çanta..ikisi de inanılmaz önemli benim için.Çanta da renk zıtlığını severim.
Takı dönem dönem değişiyor bazen yüzük bazen kolye vs.şu an kolye dönemimdeyim yazın bileklik takıntım vardı mesela:)
15. En sevdiğin makyaj malzemesi / bakım ürünü?
En sevdiğim tip soruya geldik:)Allıklarım vazgeçilmezim.Çünkü acayip kansız ve soluk beniz olduğum için allıksız bakkala bile gitmem.Favorim The Balm Cabanaboy.Bide şu an Sephoranın yeni fondöteniyle aşk yaşıyorum:)
Bakım ürünü Bence saf gülsuyu yüzde mucizeler yaratıyor bide Nivea q10 gece kremime bayılıyorum şu sıralar.
16. En sevdiğin çizgi karakter?
Ya ben Pepee yi çok seviyorum.Nasıl bişey bilmiyorum ama şarkılarını bile ezberledim çok tatlı bişey ya..
17. En sevdiğin anı?
Aslında öyle çok ki..yaşadığım her an için kendimi çok şanslı sayıyorum ama elbette canımdan çok sevdiğim adamla evlendiğim gün en güzel günümdü..o gün uyanışımı,hazırlıklarımı,yüzüme buz sürmemi(cildim canlansın diye:)kuaföre gidişimizi,ablam ve annemim kocaman gelinliğim odamı kaplarken bana giydirmeye çalışmalarını,damat bey ve ailesinin imam nikahı ve dolayısıyla heryere gecikmesini,fotoğrafçıyı sonra ucu ucuna nikaha yetişmemizi..eş ilan edildikten sonra yakınlarımızla doyasıya eğlenmemizi ve elbette balayımızı unutmam imkansız..
18. En sevdiğin özelliğin?
Pozitifliğim dolayısıyla gelen ve herkesin şebeği olmamı sağlayan neşem.
19. En sevdiğin his?
Sağlıklı olduğumu hissetme hissi.Yani o gün ağrısız,canlı,hareketli,sorunsuz bir gün geçirebiliyorsam bu benim için en güzel hediye:)
20. En sevdiğin canlı?
hımm ailem hariç insanlardan çok haz etmiyorum açıkçası.Ama köpekler öyle mi ya?karşılıksız,çıkarsız,çok güzel bir sevgi..köpeğim dünyanın en güzel yaratığı bence.
ups insana cidden bitmeyecekmiş hissi veriyor.Cevaplaması çok zevkli bir mimmiş.Kimseyi mimlemiycem çünkü kimse yapmıyor sonra kaale alınmamışım hissine uğruyorum bu da sevmediğim hislerden biri:)o yüzden hoşuna giden herkes yapsın lütfen..
2 Aralık 2013 Pazartesi
Doğum Günü Çocuğu:)
Off..Naptım blog ben sana ya..Cidden çok ihmal edildin.Yapacak bir şey yok beni bilirsin..tipik bir yay burcuyum herşeyden sıkılabilirim.Özellikle 2 yıl sınır çizgim.2 yılda sıkılmadığım bir şey yok gibi.Toparlayıp tekrar çabalamam için zaman gerekiyor, bazen de tamamen salıyorum en gıcık yönlerimden biri.
Neyse işte doğum günümün üstünden 1 hafta geçti.Artık çok acayip yaşlıyım öyle yaşlıyım ki yaşımın dile getirilmesini bile istemiyorum.2 yıl önce bağıra bağıra şu yaşa girdim demiştim şimdi kendime bile söylemek istemiyorum.Herşeyi bırak kemik erimem bile var öyle yaşlandım:)şaka sanırsın ama değil kortizon ve hareketsizlik yaptı bunu ama tabi ben" napalım yaşlanıyorum" dedim doktoruma ,adam beni dövecekti neredeyse:)
Sana doğum günüm süperdi yemeğe çıktık filan demek isterdim ama değildi.1 ayda 2.kez gribe yakalandım doğum günümde de yapayalnız evde yattım bütün gün. Akşam dünya tatlısı kociş elinde çiçeklerle ve pastayla geldi.Neyse ki kutladım doğum günümü yani.Dünde beni Mango Outlete götürdü ve elbette muhteşem bir doğum günü haftası yaşamış oldum:)Şu Google çok tatlı ya bayıldım ekrandaki pastalara öpücükler kocime ve Google'a:)
Tabi kutlama filan güzel de, aynadaki gerçekler değişmiyor ne yazık ki.. Artan göz altı kırışıklıkları,selilütler,azalan saçlar mesela..Herşeyi geçtim de o bakışlara noluyo ya?varsay ki genç gösteriyosun ama o gözler asla 20 yaşındaki gibi bakmıyor; o yılları yaşamışsın,bilgeleşmişsin işte bitarafını da yırtsan o bakışlar ele veriyor.Amaan olsun ya bu yaşlarda güzel aslında (gençler üzülmesin:)
Napıyorum dersen blog uzuuun uzzuun annem ve babamla yaşadıktan sonra artık evimize gidelim dedik,bizim de bir evimiz vardı ya dedik ve geldik.Ben artık dışarıda bir işte çalışamayacağım gerçeğini kabullendim.Yapacak bir şey yok.Biri işe alsa beni 3.gün vazgeçer çünkü hasta olurum muhtemelen:)bende oyalanacak bir şeyler buluyorum işte..evden bişeyler yapmaya çalışacağım bakalım.Bide bir kursa filan gideceğim bir hobim olur bari artık zamanı geldi.
Neyse bu aralar you tube a feci sardım onların hayatının içindeyim resmen.Mesela Darcy diye bir şeker var yok böyle bişey annesinin kanalından seyrediyorum çocuğa aşık oldum sanırsam:)böyle bişey istiyorum ama esmeri olabilir tabi:)
Neyse blogcum görüşürüz yakında umarım..
Neyse işte doğum günümün üstünden 1 hafta geçti.Artık çok acayip yaşlıyım öyle yaşlıyım ki yaşımın dile getirilmesini bile istemiyorum.2 yıl önce bağıra bağıra şu yaşa girdim demiştim şimdi kendime bile söylemek istemiyorum.Herşeyi bırak kemik erimem bile var öyle yaşlandım:)şaka sanırsın ama değil kortizon ve hareketsizlik yaptı bunu ama tabi ben" napalım yaşlanıyorum" dedim doktoruma ,adam beni dövecekti neredeyse:)
Sana doğum günüm süperdi yemeğe çıktık filan demek isterdim ama değildi.1 ayda 2.kez gribe yakalandım doğum günümde de yapayalnız evde yattım bütün gün. Akşam dünya tatlısı kociş elinde çiçeklerle ve pastayla geldi.Neyse ki kutladım doğum günümü yani.Dünde beni Mango Outlete götürdü ve elbette muhteşem bir doğum günü haftası yaşamış oldum:)Şu Google çok tatlı ya bayıldım ekrandaki pastalara öpücükler kocime ve Google'a:)
Tabi kutlama filan güzel de, aynadaki gerçekler değişmiyor ne yazık ki.. Artan göz altı kırışıklıkları,selilütler,azalan saçlar mesela..Herşeyi geçtim de o bakışlara noluyo ya?varsay ki genç gösteriyosun ama o gözler asla 20 yaşındaki gibi bakmıyor; o yılları yaşamışsın,bilgeleşmişsin işte bitarafını da yırtsan o bakışlar ele veriyor.Amaan olsun ya bu yaşlarda güzel aslında (gençler üzülmesin:)
Napıyorum dersen blog uzuuun uzzuun annem ve babamla yaşadıktan sonra artık evimize gidelim dedik,bizim de bir evimiz vardı ya dedik ve geldik.Ben artık dışarıda bir işte çalışamayacağım gerçeğini kabullendim.Yapacak bir şey yok.Biri işe alsa beni 3.gün vazgeçer çünkü hasta olurum muhtemelen:)bende oyalanacak bir şeyler buluyorum işte..evden bişeyler yapmaya çalışacağım bakalım.Bide bir kursa filan gideceğim bir hobim olur bari artık zamanı geldi.
Neyse blogcum görüşürüz yakında umarım..
27 Ekim 2013 Pazar
Bu çekilişe bayıldım..
22 Ekim 2013 Salı
Hayat..
Türlü oyunlar oynamaya devam ediyor. Herkes bu kadar ağır yaşıyor mu diye soruyorum kendime bazen artık sormaya bile korkuyorum..Bazen şaka gibi ardı ardına gelen felaketler berbat eşek şakaları gibi kulaklarıma inanamıyorum,yalan olması için dua ediyorum ama yok değil işte doğru..ve ben baş etmek zorundayım,stresten uzak durmak zorundayım vs vs çok şükür ki Cipralex var öyle doğru bir zamanda antidepresan içmeye başlamışım ki yoksa geçirdiğim korkunç kış üstüne tamamen devrilebilirdim.
Yazacağım,lafı uzattım ama yazmak da zor.Hani geçen yazımda bahsetmiştim çok sevdiğim kuzenim MS e yakalandı diye(37 yaşında) ve iyi olacaktı 2 ataktan sonra başaracaktı ki çok şükür iyi de gitti ama bir süre önce annem teyzemle konuşurken yine çığlıklarını duyup yanına koştum elbette ilk aklıma gelen kuzenimin atak geçirmesi,sakatlanması gibi şeylerdi oysa bu kez sorun onda değildi ondan 1.5 yaş küçük kardeşi hasta olmuştu kansere yakalandı..hastalığın adını hala ona yakıştıramıyorum...O pırıl pırıldır,neşelidir,çok iyi kalplidir,dürüsttür herşeyiyle tanıyabileceğiniz en güzel insanlardan biridir.Lakin bu hastalık gelip birçok güzel insanı bulduğu gibi benim kuzenimide buldu üstelik ailemizde hiç kanser yokken..boğazındaki doku alındı bikaç gün içinde radyoterapiye başlanacak.Taramalara göre çok şükür başka hiçbir yerinde yok ve yayılmadan yakalandı.Radyoterapiden sonra umarım çok iyi olacak 5 yıl yakın takip edilecek ben tüm yüreğimle yeneceğine inanıyorum o güçlüdür çünkü.Elbette daha yeni MS olan abiside bu haberle birlikte atak gelmemesi için yeni bir iğneye başladı çok halsiz düştü ama şükür ki iyi.İkisininde dünya güzeli çocukları var.Büyük kuzenimin oğlu, küçüğün kızı var yeni 4 yaşına girdi.Allah çocuklarına bağışlasın ikisini de lütfen dua edin onlar için..
Teyzemin durumu malum..Annem de çok kötü sürekli ağlama nöbetleri geçiriyor.Ben ailenin hasta çocuğuyken neden ben derken şu geldiğimiz durum korkunç..Beni sorarsanız bayramı ateşli ve uyuyarak geçirdim.Hala da çok halsizim.Ama genel kontrollerime göre herşey iyi gidiyor gayet iyiyim.
Dostlar sakın kendinizi üzmeyin,sıkmayın,abuk subuk dünya işlerine kafayı takığınız zaman beni ve ailemin düştüğü şu durumu düşünün.Hayat çok kısa,çok garip,anlaşılmaz bir yolculuk.Sağlıklı olduğunuz her anın tadını çıkarın inanın size verilmiş en büyük nimet bu kaybetmeden anlayın..
Yazacağım,lafı uzattım ama yazmak da zor.Hani geçen yazımda bahsetmiştim çok sevdiğim kuzenim MS e yakalandı diye(37 yaşında) ve iyi olacaktı 2 ataktan sonra başaracaktı ki çok şükür iyi de gitti ama bir süre önce annem teyzemle konuşurken yine çığlıklarını duyup yanına koştum elbette ilk aklıma gelen kuzenimin atak geçirmesi,sakatlanması gibi şeylerdi oysa bu kez sorun onda değildi ondan 1.5 yaş küçük kardeşi hasta olmuştu kansere yakalandı..hastalığın adını hala ona yakıştıramıyorum...O pırıl pırıldır,neşelidir,çok iyi kalplidir,dürüsttür herşeyiyle tanıyabileceğiniz en güzel insanlardan biridir.Lakin bu hastalık gelip birçok güzel insanı bulduğu gibi benim kuzenimide buldu üstelik ailemizde hiç kanser yokken..boğazındaki doku alındı bikaç gün içinde radyoterapiye başlanacak.Taramalara göre çok şükür başka hiçbir yerinde yok ve yayılmadan yakalandı.Radyoterapiden sonra umarım çok iyi olacak 5 yıl yakın takip edilecek ben tüm yüreğimle yeneceğine inanıyorum o güçlüdür çünkü.Elbette daha yeni MS olan abiside bu haberle birlikte atak gelmemesi için yeni bir iğneye başladı çok halsiz düştü ama şükür ki iyi.İkisininde dünya güzeli çocukları var.Büyük kuzenimin oğlu, küçüğün kızı var yeni 4 yaşına girdi.Allah çocuklarına bağışlasın ikisini de lütfen dua edin onlar için..
Teyzemin durumu malum..Annem de çok kötü sürekli ağlama nöbetleri geçiriyor.Ben ailenin hasta çocuğuyken neden ben derken şu geldiğimiz durum korkunç..Beni sorarsanız bayramı ateşli ve uyuyarak geçirdim.Hala da çok halsizim.Ama genel kontrollerime göre herşey iyi gidiyor gayet iyiyim.
Dostlar sakın kendinizi üzmeyin,sıkmayın,abuk subuk dünya işlerine kafayı takığınız zaman beni ve ailemin düştüğü şu durumu düşünün.Hayat çok kısa,çok garip,anlaşılmaz bir yolculuk.Sağlıklı olduğunuz her anın tadını çıkarın inanın size verilmiş en büyük nimet bu kaybetmeden anlayın..
19 Eylül 2013 Perşembe
Yazdan ve benden haberler kuşlarımın videosu
Düşündüm de her zaman hızlı bir özet gibi yazmak zorunda kalıyorum.Anlatacak çok şeyi biriktiriyorum sonra da "uff bu yazıyı hiç beğenmedim"diyorum.Neden doğru zamanlarda yazamıyorum çünkü bildiğiniz gibi ben hem boş gezen hem de kalfasıyım:)ve bu hiç kolay bir iş değil.Sürekli çaba gerektiriyor:)
Koskoca bir yaz geçti..Bu yazı çok bekledim sürekli yaz gelsin şöyle yapacağım yaz gelsin böyle yapacağım deyip durdum hatırlarsanız.Vee evet yaptım.İnanılmaz eğlendim bol bol ,çok çok yüzdüm en son 8 eylülde yüzdüm ve bıraktım denizi.Tüm yaz yazlıktaydım ve deniz konusunda çok şanslıyım.İnsanlar küçük Miami filan diyorlar buraya orman-deniz dipdibe.Bu arada Çeşme'ye de gittim kuzenimle çok eğlendik.Dans ettik ki en güzeli buydu:)özlemiştim
Sağlığım bu yaz hiç sorun çıkarmadı.Tahtalara vuralım:)Elbette hayat bu kadar mükemmel gitmiyor.Çok üzüldüğüm bir dönem yaşadım.Çok sevdiğim 37 yaşındaki kuzenimin MS olduğunu öğrendik.Hastalığı tanımadığımız için tüm kötü senaryoları düşündük sakat kalacak vs.sonra öğrendik ki insanlar MS le uzun ve kaliteli bir hayat sürebiliyorlar artık.O da iyi çok şükür 2 atak geçirdi ama şimdi sapasağlam.en büyük gücü dünyalar güzeli 4 yaşındaki oğlu o çok iyi bir baba.
Bu arada kuşlarımdan da bahsetmeliyim.Yukarıda gördükleriniz cingöz ve obur.İlk önce sepet kolunda duran cingöz, bana açız yemek ver diye nasıl çemkirdiklerini de rahatlıkla görebilirsiniz özellikle cingöz kanat filan kaldırıyor öyle sinirli:)anneye çemkirilmez çok dedim büyüyünce uslandı şükür.3 tanelerdi biliyorsunuz.Ne yazık ki sadece Cingöz hayatta kalabildi.O kadar şekerlerdi ki onları dışarı çıkarmaya başladığımızda peşimizden koşuyorlardı acıkınca cik cik yemek istiyorlardı.Sonra katil bir kedi musallat oldu.Müloş zaten uçamıyordu.Bir gün onu bulamadık.Tahminimizce kedi ilk onu yakaladı sonra Oburu ki onunda kanatlarında sorunu vardı, neredeyse gözümüzün önünde yakaladı sinsi kedi yavrumun çığlıkları hala kulaklarımda.Elime geçseydi ilk kez bir canlıyı öldürebilirdim o derece canımı yaktı..neyse ki Cingöz çok sağlıklı ve güzel bir kuş oldu.Veteriner bile göç zamanından korkmuştu umarım gider demişti(adam kaydedip you tube da yayınlayın süper bişey filan dedi ya).Benim dünyalar güzeli kızım çok zeki bir kuş oldu son güne kadar bizi ziyarete geldi ve bir gün yok oldu diğer tüm karatavuklarla birlikte..onu çok özlüyorum ama doğaya güzel bir dişi kuş kazandırdığım için çok mutluyum.
Çok uzun oldu bu yazı şimdilik bu kadar olsun.Devam ederim mutlaka..
Koskoca bir yaz geçti..Bu yazı çok bekledim sürekli yaz gelsin şöyle yapacağım yaz gelsin böyle yapacağım deyip durdum hatırlarsanız.Vee evet yaptım.İnanılmaz eğlendim bol bol ,çok çok yüzdüm en son 8 eylülde yüzdüm ve bıraktım denizi.Tüm yaz yazlıktaydım ve deniz konusunda çok şanslıyım.İnsanlar küçük Miami filan diyorlar buraya orman-deniz dipdibe.Bu arada Çeşme'ye de gittim kuzenimle çok eğlendik.Dans ettik ki en güzeli buydu:)özlemiştim
Sağlığım bu yaz hiç sorun çıkarmadı.Tahtalara vuralım:)Elbette hayat bu kadar mükemmel gitmiyor.Çok üzüldüğüm bir dönem yaşadım.Çok sevdiğim 37 yaşındaki kuzenimin MS olduğunu öğrendik.Hastalığı tanımadığımız için tüm kötü senaryoları düşündük sakat kalacak vs.sonra öğrendik ki insanlar MS le uzun ve kaliteli bir hayat sürebiliyorlar artık.O da iyi çok şükür 2 atak geçirdi ama şimdi sapasağlam.en büyük gücü dünyalar güzeli 4 yaşındaki oğlu o çok iyi bir baba.
Çok uzun oldu bu yazı şimdilik bu kadar olsun.Devam ederim mutlaka..
18 Eylül 2013 Çarşamba
Çekilişle başlangıç:)
Evet biliyorum çok uzun zamandır yazmadım ama bir sorunum var; şimdi nereden başlayacağımı bilemiyorum.Bende Beauty Gore the Ladylicious blogundaki bu çekilişe vuruldum hem haber vereyim hem de bir yerden başlamış olayım istedim.İnanın ek haklarla ilgisi yok:)
23 Haziran 2013 Pazar
Yavrucuklarım..
İşte benim yavrularım:)Bende anne oldum sonunda kuş annesi..Valla annelik gibi olamaz demeyin büyük bir fark yok.Hayatım 10 gündür şekerlerimden ibaret.Diyeceksiniz ki nasıl oldu bu iş kim bu yavrular?bizim yazlık evdeki ağaca bir karatavuk kuşu yuva yapmıştı gidip bakıyorduk önce 2 yumurta ardından 4 yumurta oldu sonra bir baktık 4 yavru nasıl şekerler tüysüz müysüz.
Bir gün feci bir yağmur yağdı fırtınayla birlikte..her yer alt üst haliyle benim aklım kuşlarda.Yağmur biter bitmez koştum ve korktuğum olmuştu ağacın altında yerde 4 tane et yumağı yavrucuk.Ağlayarak babama seslendim.Birini hemen aldım diğerlerinide annemle babam aldı.Elimizde nefesimizle ısıttık.Nasıl soğuktu vücutları donmuşlar resmen.Öyle kötü görünüyorlardı ki..ellerimizde hareketlendiler,ısındıkça kanatlar bacaklar oynamaya başladı..Hemen bir kalburun içine havlu koyup yerleştirdik.Uyudular bol bol sonra ağızlarını açmaya başladılar bizde beslemeye başladık.
İlk gün sadece sulu ekmek verdik.Sonra netten baktım ki bu kuşcuklar etçil.Yumurta beyazı sarısı iyice karıştırıp pişirin verin yazıyordu bildiğimiz omlet yani.Benim yavruların favori yemeği omlet:)O kadarla kalmadı tabi solucan yemeleri gerekiyor haliyle bizde bol bol bulduk canlı olarak ve ben hayatımda ilk kez yavrular için elimle canlı solucan tutup bebeklere verdim.O kocaman solucanları savaşa savaşa nasıl yediklerine inanamazsınız.Annelik böyle bişey demek ki insan herşeyi yapabiliyormuş.Sabah sabah kalkıp kakalı havlularını yıkamak da dahil:)
10 gün geçti ne yazık ki en küçüğümüz minnoşu kaybettik 2.gün gitti
cennete..Cingöz,Mülayim(müloş yada meloş)ve obur bizimle.Şu an yandaki gibiler.Evet hepsini ayırt edebiliyorum.Cingöz inanılmaz hareketli şu anda ufak ufak uçma talimlerinde,mülayim adı gibi hareketsizdi hep ve son günlerde farkettik ki tek kanadı sakat yemesi güzel ama çok üzüyor beni hali öyle hareketsiz..Obur da adı gibi feci yiyiyor en küçüktü şu an en iri oldu o da çok hareketli.
Gece uyuyorlar saat 10 gibi sabah da 06.30 da "anneee yeter artık uyuduğun açız bizz" diye yani ciiikk diye yırtına yırtına bağırıyorlar hemen uyanıyorum doyuruyorum karınlarını sonra babama emanet ediyorum birkaç saat. Öyle akıllılar ki acıkınca uçup yere inip babama haber veriyorlar yemek yiyene kadar huzur yok.Babam yoksa benim odaya yöneliyorlar cak caak diye kaldırıyorlar felaket zekiler ya..
Tek sorun fazla evcilleşmeleri.İnsanlardan korkmak gibi bir hisleri yok haliyle tam tersine yanımıza gelip üstümüze çıkıyorlar.En huzurlu oldukları an üstümüzde yattıkları an.Onları nasıl göndereceğim bilemiyorum.
Öyle alıştım ki o güzel ötüşlerine,onları sevmeye,onlara bakmaya ne yapacağım gittikleri zaman hiç bilmiyorum..
Bir gün feci bir yağmur yağdı fırtınayla birlikte..her yer alt üst haliyle benim aklım kuşlarda.Yağmur biter bitmez koştum ve korktuğum olmuştu ağacın altında yerde 4 tane et yumağı yavrucuk.Ağlayarak babama seslendim.Birini hemen aldım diğerlerinide annemle babam aldı.Elimizde nefesimizle ısıttık.Nasıl soğuktu vücutları donmuşlar resmen.Öyle kötü görünüyorlardı ki..ellerimizde hareketlendiler,ısındıkça kanatlar bacaklar oynamaya başladı..Hemen bir kalburun içine havlu koyup yerleştirdik.Uyudular bol bol sonra ağızlarını açmaya başladılar bizde beslemeye başladık.
İlk gün sadece sulu ekmek verdik.Sonra netten baktım ki bu kuşcuklar etçil.Yumurta beyazı sarısı iyice karıştırıp pişirin verin yazıyordu bildiğimiz omlet yani.Benim yavruların favori yemeği omlet:)O kadarla kalmadı tabi solucan yemeleri gerekiyor haliyle bizde bol bol bulduk canlı olarak ve ben hayatımda ilk kez yavrular için elimle canlı solucan tutup bebeklere verdim.O kocaman solucanları savaşa savaşa nasıl yediklerine inanamazsınız.Annelik böyle bişey demek ki insan herşeyi yapabiliyormuş.Sabah sabah kalkıp kakalı havlularını yıkamak da dahil:)
cennete..Cingöz,Mülayim(müloş yada meloş)ve obur bizimle.Şu an yandaki gibiler.Evet hepsini ayırt edebiliyorum.Cingöz inanılmaz hareketli şu anda ufak ufak uçma talimlerinde,mülayim adı gibi hareketsizdi hep ve son günlerde farkettik ki tek kanadı sakat yemesi güzel ama çok üzüyor beni hali öyle hareketsiz..Obur da adı gibi feci yiyiyor en küçüktü şu an en iri oldu o da çok hareketli.
Gece uyuyorlar saat 10 gibi sabah da 06.30 da "anneee yeter artık uyuduğun açız bizz" diye yani ciiikk diye yırtına yırtına bağırıyorlar hemen uyanıyorum doyuruyorum karınlarını sonra babama emanet ediyorum birkaç saat. Öyle akıllılar ki acıkınca uçup yere inip babama haber veriyorlar yemek yiyene kadar huzur yok.Babam yoksa benim odaya yöneliyorlar cak caak diye kaldırıyorlar felaket zekiler ya..
Öyle alıştım ki o güzel ötüşlerine,onları sevmeye,onlara bakmaya ne yapacağım gittikleri zaman hiç bilmiyorum..
11 Haziran 2013 Salı
Biz biriz..
Bugün gözlerimle gördüm direnişin gücünü..Eylemin nihayet daha aktif bir parçası olabildim.Tenceremle,tavamla ve bütün havamla balkondaydım.Neredeyse tüm insanlar balkondaydı.Hepimiz tek yürektik.Işıklar yanıp söndürülüyor,sokak inanılmaz seslerle inliyordu.Evden çok geniş bir alanı görebiliyoruz.Yanıp sönen bir ışık şenliği gibiydi ortalık.Üç beş çapulduyduk neredeyse tüm İzmir hepimiz..
Bugün Taksimde olanlar için çok üzgünüm.Gerçekten oraya girmeyeceklerini ummuştum bir kez daha hayal kırıklığına uğradım..İçimde yazmak istediğim çok şey var ama şu an Tvde gördüklerime inanamıyorum..oradaki pırıl pırıl gençlerin yaşadıklarına inanmak istemiyorum..
Bugün Taksimde olanlar için çok üzgünüm.Gerçekten oraya girmeyeceklerini ummuştum bir kez daha hayal kırıklığına uğradım..İçimde yazmak istediğim çok şey var ama şu an Tvde gördüklerime inanamıyorum..oradaki pırıl pırıl gençlerin yaşadıklarına inanmak istemiyorum..
6 Haziran 2013 Perşembe
Müthiş animasyon..
işte olayları özetleyen tayvan animasyonu..
http://video.sozcu.com.tr/2013/video/haber/tayvandan-ilginc-gezi-parki-animasyonu.html
Sözcü gazetesi
http://video.sozcu.com.tr/2013/video/haber/tayvandan-ilginc-gezi-parki-animasyonu.html
Sözcü gazetesi
2 Haziran 2013 Pazar
Diren Gezi Parkı

Diktatöre,baskıya,dayatmaya karşı birlik olan güzel ülkemin insanlarıyla gurur duyuyorum..Orada onların arasında olmak gece gündüz yılmadan direnmek isterdim.Ancak durumum gereği yarardan çok eyleme zarar getireceğim malum..O yüzden evden,sosyal medyayla yapılabilecek herşekilde destek veriyorum.Hepimiz elimizden geleni yapmalı ve koca bir dünyanın yıldıramadığı Atatürkün çocuklarının hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğini göstermeliyiz.
19 Mayıs 2013 Pazar
Daldan dala..
Hamakta yeni biçilmiş çimen kokusu ,renk renk çiçekler ve kuş cıvıltılarıyla yatmak mutluluğun benim için tanımı sanırsam.Hiç akşam olmasın,hiç eve girmeyeyim istiyorum o derece:)Tabi çok şeker köpeğim de sürekli benimle.Mümkün olsa o koca köpeği kaldırım kucağıma alıp öpüp koklayacağım öyle seviyorum.Kaldıramadığım için mıncırıp duruyorum bende o da bayılıyor sevilmeye.
Anneler gününde annelere çok güzel hediyeler aldık baya bir arandık.Tabi ben kendimi Gratiste buldum haliyle annelere kozmetik almadık bu kez yılbaşında almıştık.Ben Loreal Volume Million Lashes Excess maskara aldım.Güzel baya beğendim ama gariptir şu ana kadar flormar X10 den daha iyi maskara bulamadım bana en iyi gelen o oldu.Yine de insanoğlu hep daha iyiyi arıyor.Bundan sonra X10 den şaşmam abi..
Bu yaz ki tatil oyumuzu Bodrumdan yana kullandık.Bir kez gitmiştik o da Ekimdi denizini bilmiyoruz yani.Antalya gibi otel kalitesi yoksa bile hem yakın hem eğlenceli:)Temmuzda gidicez.Geçen bir anket yaptılar TV de "erken rezervasyon mu aklınıza estiğinde mi" diye herkes aklıma estiğinde dedi.Nasıl ya millet zengin mi,eserli mi nedir yani??Erken rezervasyonla %35 e kadar indirim alıyorsun yoksa çok pahalı yav.Biz genelde ocakta karar veriyoruz mesela bu sene geç kaldık tuzlu oldu biraz:)
Amma uçtum daldan dala şimdilik yeter yav bu kadar.Biraz dışarı çıkayım hava tertemiz dışarıda...
12 Mayıs 2013 Pazar
Canımdan öte anneme..
Ne yazık ki bazı anneler şanslıdır bazıları şanssız.Benim annem şanssızlardandı..Henüz 22 yaşındaydı beni dünyaya getirirken,ölümün sınırında bir doğummuş.Ters gelmişim ve her türlü operasyon için çok geçmiş.Bir sürü doktor toplanmış başına ve her zamanki o yılmaz ,inanılmaz güçlü haliyle o gencecik yaşında pes etmemiş verdiği savaşı kazanmış ve beni ters getirmiş dünyaya..ama bu sadece bir başlangıçtı..
Daha çok küçükken rengimdeki tuhaflığı anlamışlar kansızlığım teşhis edilmiş.Aşırı kansız olduğum için o minicik bebek halimle en büyük hastanelerde kan tahlilinden,milimetrik filmlere,kemik iliği almaya kadar herşeyi yapmışlar ve annem dışarıda allahım ne olur lösemi olmasın diye ağlayarak dua etmek zorunda kalmış.Ömrüm boyunca üzerime titredi,sanki olacakları hissetmiş gibi hep korktu hep tetikteydi benim için.Bense her asi ergen gibi onu ittim,üzerime gelmesini istemedim.Birde asiliklerimle savaştı..
Sonrasını az çok biliyorsunuz..Benim annem beni ölüm döşeğinde gördü..Doktorum yapacak birşeyimiz kalmadı dediği an çığlıklarıyla hastane koridorlarını yıktı ama benim yanıma geldiğinde gülümsedi.Tam 25 gün hastanede ayakucumda bir koltukta oturdu.Geceleri hiç uyumadı,nefes sesimi dinledi hala yaşıyor muyum diye..Ümidini hiç yitirmedi,bana hep güç verdi.Ben onun sayesinde bilmedim gerçeği,o an ölümcül durumda olduğumu düşünmedim çünkü "eğer annem böyleyse ayakta durabiliyorsa hala, demek ki o kadar kötü değil herşey" diye düşündüm hep.O öyle durmasaydı,o ayakta olamasaydı savaşı kazanamazdım.Benim annem ben yataktan kalkıp yıkanamadığım için o 25 gün," kızım böyleyse kendini kötü ve farklı hissetmemeli; o yapamıyorsa bende yapmam" deyip banyo bile yapmadı,hastaneden çıkacağımız son günse çok banyo yapmak istediğim için en sevdiğim şampuanları,saç kurutma makinesini getirtip çıkmadan önce beni yıkadı ve işte o zaman artık bende yıkanabilirim dedi..
Sonra defalarca hastanede yattık birlikte ağzını açıp bir kez şikayet etmedi.Baban,kocan dursun deyip tek bir an bile yanımdan ayrılmadı.Ben yorulmayayım,iyileşeyim diye evli olduğum halde tüm evimin işlerini yapmaktan hiç gocunmadı.Kimseye laf söyletmedi.Kendini unuttu,evini bıraktı bana koştu akşam da kardeşimin yanına gitti.Hala süren ve bitmeyecek bu savaştaki en büyük destekcim annem..
Ne yazık ki onu daha mutlu edemedim.Hayallerimde çalışmak,onunla gönlümce gezip eğlenmek,tatile gitmek,onu çok daha rahat ve mutlu görmek vardı ama olmadı.Ne yazık ki onun normal,sağlıklı bir çocuk hayalini gerçek kılamadım.Ona hediye ettiğim tek şey hayatım..ona evlat acısı göstermemiş olmak tek tesellim.İnşallah da göstermem,tüm savaşım bunun için.
Oysa benim annem bugün ona seni daha mutlu etmek isterdim annecim dediğimde bana "sen ve kardeşin benim en büyük mutluluğumsunuz,tekrar hayata gelsem yine sizlerin çocuğum olmanızı isterdim, siz hayat neşemsiniz "diyecek kadar büyük bir kadın,eşsiz bir anne.Her anne vericidir ama benim annem benim için dünyanın en fedakar annesi..
Annecim,sen benim kahramanımsın,iyi ki benim annemsin.Her korktuğumda,ölümü her düşündüğümde beni hayata ve güzelliklere bağlayan sensin.
Seni çok seviyorum tatlı neynam..
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Fil İzmir,Tatil ve de Hayat güzeldir..
Artık izmire yaz geldi blog..hava o kadar güzel ki hep böyle kalsın istiyorum.Benim için eğlence başlıyor yavaş yavaş..Çok güzel günler geçirdim ya özellikle son bir kaç gün çok huzurlu,eğlenceli,romantik filandı:)ama öncesinde annem buradayken bir davet verdik onu anlatayım.Davet verdik deyince çok resmi oldu misafirlerimiz geldi işte:)
Gelin daveti diye bir şey olur bizde yeni gelin yemeğe çağrılır filan.Tabi aylar oldu bizimkiler evleneli ama benim durum malum olmadı işte bir türlü..Biz de yemek olayını revize ettik kahvaltıya çağırdık daha uzun zamanımız olsun diye.Kocamaaan masaya sığamadık.Abartmışız biraz..Ben kek ve peynir topları hazırladım,annem börek vs.Çünkü sabah,öğle yemeği karışır acıkan yer gibi olsun dedik.Lakin evde duramadık.Bir kaç saat oturduk sonra bizim meşhur Sasalı doğal yaşam parkına gitmeye karar verdik.
Cidden süper bir hayvanat bahçesi.Hayvanlar olabildiğince rahat doğal ortamlarındalar.Elbette orman değil orası sonuçta bende bir hüzün yaratır hayvanat bahçeleri ama yinede küçücük kafeslerden iyidir.Böyle tavuz kuşları önünüzden yürüyor kanatlarını açıyor filan durup dururken yolun ortasında ağzınız bir karış açık kalabiliyorsunuz öyle bir olay:)
Ama benim olayım filler en sevdiğim hayvanlar önce köpekler sonra filler..inanılmaz şekerler ya.Bizim İzmirimiz doğdu 2 yıl önce belki duydunuz tvde filan çok tatlı Begüm Canımızın kızı..adı anket yaparak belirlendi öylesine bizim ve ben bir türlü görememiştim izmiri.Begüme seneler önce dokunmuştum bakıcısı hortumunu sevmeme izin vermişti artık nasıl sevdiğimi anladı sanırım adam:)öyle şekerdi ki..adını filan biliyor gel deyince geliyor zaten çok zeki hayvanlar malum.
İzmir ve babası winner acayip şov yaptılar bu kez.Winner tam fırlama kamyon tekerleği koymuşlar onunla oynadı sürekli hortumuyla alıp atıyor koca tekerleği,sonra havuzun içinde ıslatıyor kendini nasıl şebek İzmirde tombik tombik yanından ayrılmıyor.Harika bir çekirdek aile tablosu:)Güzel bir gündü çok eğlendik o gün.
Sonrasında kocişim tatile girdi ve 1 mayısı haftasonuyla birleştirdi.Bizde hemen yazlığa gittik.Her yer çiçek açmış,her renkten gülümüz var özellikle çardak güllerinin güzelliği inanılmaz..Tabi ertesi gün biz gezelim dedik değişik bişeyler yapalım.
Çeşmeye gittik..çünkü kalabalık olmadan daha güzel oraları bize de çok yakın Çeşme.Alaçatıyı gezdik ben o evlere,sokağa hastayım ama insan yığınından göremiyoruz ki hiç.Doya doya baktım her yere,süslü bir çiftiz o yüzden bilekliklere takıldık bir süre.Sonra çeşme marinaya geldik.Nedense yemek için aklımıza yatmadı hiçbir yer.Sonra en güzeli insanın kendi mekanı diye döndük bizim oralara..
Yanda görebileceğiniz gibi(pandiş menüye bakarken) inanılmaz manzaraya ve servis kalitesine sahip bir yere gittik.Denizin neredeyse içinde oturuyor insan öyle güzel manzara nefes kesici.Yemeklerde öyle.Tabi böyle bir yerde hep deniz mahsullerinden gittik.Ben kalamar,karides birde yengeç bacağını favorim olarak söyleyebilirim.İlk kez yengeç bacağı yedim tırnağı bile oradaydı hayvanın yazık:)ama çok lezzetliymiş.Uzun zamandır yapmamıştık böyle gaz lambası ışığında:)(dedim ya ilginç bir yer)güllerle,deniz kıyısında romantik bir geceydi.Bitsin istemedim öyle güzeldi..
Sonraki günler yazlıktan çıkmadık.Toprakla uğraşmak istedik.Çimleri biçtik,çiçek ektik.Bahçeye domates,patlıcan,biber ektik birlikte hamağımı kurduk.Uzun uzun oturup bişeyler okuduk.Bol bol yedik.Köpişimizi sevdik.
Ne yazık ki her güzel şey de olduğu gibi tatilde bitti ama güzel bitti çünkü Cimbom şampiyon oldu:))sonra ben sparkle-icious blogundan hediye kazandım ilk kez birşey kazandım ya şansım döndü sanırım çok mutlu oldum:)Alaçatıdan 7 cam fil almıştım tüm bunların onlarla bağlantısı olabilir mi sizce?
Tabi tek kötü şey kocamın iş için yakında Ukraynaya gidecek olması..Tabi Bis yine benim tüm paranoyaklığımı ortaya çıkaracak.Zaten çıkmaya hazır.Uff neyse şu an bunu düşünmek istemiyorum:)
Hayatı seviyorum:)
Gelin daveti diye bir şey olur bizde yeni gelin yemeğe çağrılır filan.Tabi aylar oldu bizimkiler evleneli ama benim durum malum olmadı işte bir türlü..Biz de yemek olayını revize ettik kahvaltıya çağırdık daha uzun zamanımız olsun diye.Kocamaaan masaya sığamadık.Abartmışız biraz..Ben kek ve peynir topları hazırladım,annem börek vs.Çünkü sabah,öğle yemeği karışır acıkan yer gibi olsun dedik.Lakin evde duramadık.Bir kaç saat oturduk sonra bizim meşhur Sasalı doğal yaşam parkına gitmeye karar verdik.
Cidden süper bir hayvanat bahçesi.Hayvanlar olabildiğince rahat doğal ortamlarındalar.Elbette orman değil orası sonuçta bende bir hüzün yaratır hayvanat bahçeleri ama yinede küçücük kafeslerden iyidir.Böyle tavuz kuşları önünüzden yürüyor kanatlarını açıyor filan durup dururken yolun ortasında ağzınız bir karış açık kalabiliyorsunuz öyle bir olay:)
Ama benim olayım filler en sevdiğim hayvanlar önce köpekler sonra filler..inanılmaz şekerler ya.Bizim İzmirimiz doğdu 2 yıl önce belki duydunuz tvde filan çok tatlı Begüm Canımızın kızı..adı anket yaparak belirlendi öylesine bizim ve ben bir türlü görememiştim izmiri.Begüme seneler önce dokunmuştum bakıcısı hortumunu sevmeme izin vermişti artık nasıl sevdiğimi anladı sanırım adam:)öyle şekerdi ki..adını filan biliyor gel deyince geliyor zaten çok zeki hayvanlar malum.
İzmir ve babası winner acayip şov yaptılar bu kez.Winner tam fırlama kamyon tekerleği koymuşlar onunla oynadı sürekli hortumuyla alıp atıyor koca tekerleği,sonra havuzun içinde ıslatıyor kendini nasıl şebek İzmirde tombik tombik yanından ayrılmıyor.Harika bir çekirdek aile tablosu:)Güzel bir gündü çok eğlendik o gün.
Sonrasında kocişim tatile girdi ve 1 mayısı haftasonuyla birleştirdi.Bizde hemen yazlığa gittik.Her yer çiçek açmış,her renkten gülümüz var özellikle çardak güllerinin güzelliği inanılmaz..Tabi ertesi gün biz gezelim dedik değişik bişeyler yapalım.
Çeşmeye gittik..çünkü kalabalık olmadan daha güzel oraları bize de çok yakın Çeşme.Alaçatıyı gezdik ben o evlere,sokağa hastayım ama insan yığınından göremiyoruz ki hiç.Doya doya baktım her yere,süslü bir çiftiz o yüzden bilekliklere takıldık bir süre.Sonra çeşme marinaya geldik.Nedense yemek için aklımıza yatmadı hiçbir yer.Sonra en güzeli insanın kendi mekanı diye döndük bizim oralara..
Sonraki günler yazlıktan çıkmadık.Toprakla uğraşmak istedik.Çimleri biçtik,çiçek ektik.Bahçeye domates,patlıcan,biber ektik birlikte hamağımı kurduk.Uzun uzun oturup bişeyler okuduk.Bol bol yedik.Köpişimizi sevdik.
Ne yazık ki her güzel şey de olduğu gibi tatilde bitti ama güzel bitti çünkü Cimbom şampiyon oldu:))sonra ben sparkle-icious blogundan hediye kazandım ilk kez birşey kazandım ya şansım döndü sanırım çok mutlu oldum:)Alaçatıdan 7 cam fil almıştım tüm bunların onlarla bağlantısı olabilir mi sizce?
Tabi tek kötü şey kocamın iş için yakında Ukraynaya gidecek olması..Tabi Bis yine benim tüm paranoyaklığımı ortaya çıkaracak.Zaten çıkmaya hazır.Uff neyse şu an bunu düşünmek istemiyorum:)
Hayatı seviyorum:)
27 Nisan 2013 Cumartesi
Oyun mimi
Miam mimlemiş beni.Konumuz süper çocukken oynadığımız oyunlar.
Okuldan gelir sokağa bir çıkardım 10 kişilik çeteyi toplar sonrada başlardım organizasyona.Bknz çete reisi.Ömür boyu bu reislik işini üstlendim zaten:)Değişik oyunlar filan yaratırdım manyak şeyler yaptırırdım ,heralde ondan ben atlayın desem inşaattan atlıyorlardı öyle de tuhaf..ulan çok manyak çocuktum ben be..en sevdiğim oyun adı ne ya hani topu biri yukarı atıp isim söylüyor o ebe oluyor diğerlerini vurmaya çalışıyor işte oydu.Allahım oyunun adını bulamadım hepsini anlattım.Çok zevkliydi cidden.Bir de sek sek vardı, süper oyundu onu da çok oynardık.
Sonra saklambaç severdik.Kızlarla ip atlamaya bayılırdım.Ama ben tuhaf işler insanıydım dediğim gibi.Bir çocuk klübü muhabbetidir tutturdum.Klüp için merdiven altında bir yer seçtik dalgasına değil ciddi merdiven altı:)orayı temizledik boyadık pastel boyalarla, apartman sakinleri ağzımıza ...neyse sonra etkinlikler düzenledik.Mahallemizi temizleyelim,eski oyuncaklarımızı satalım,hadi bugün dans yarışması yapalım filan tarzında.En acayibi tayfayı alıp çevremizdeki yıkık dökük eski evleri keşfe çıkarttığım gezilerdi ya içlerinde sarhoşlar filan yatıyormuş allahım nasıl bir çocukmuşum yav:)Bide dansa davet diye bir oyun vardı ayy çocuk dersin bildiğin flört varmış işin içinde vay vay vay:)
Evcilik sevmeyen kız yoktur olamaz sanırsam.Sokaktan zamanım kaldığında evde sürekli oynuyorduk kızlarla.Arkadaşlar 15 yaşına kadar evcilik oynadım desem inanır mısınız?ben harbi geç büyüdüm..barbilere bayılırdım.Bizim zamanımızda öyle çok bebek alınamıyordu harbi çok pahalıydı.Babişim sağolsun 9 yaşında ilk barbimi aldı ve bacakları kıvrılmalı diye tutturduğum için ilk gün kırdım 2 bacağını da senelerce öyle oynadım onla:)
Bide ablamla oynamaya bayılırdım aramızda 5 yaş var ama biz çocukken o de çocuktu.Bizi felaket yönlendirirdi.Hatun bide yetenekli.Bence o hep büyüktü ya çocuk olmadı aslında..çünkü 12 yaşında filandı bize kil ve topraktan bir fırın yaptı.Yeminlen bak bildiğin küçük toprak bir fırın.İçinde patlıcan ve soğan közledik.Hayatımda o kadar eğlendiğimi,o kadar lezzetli birşey yediğimi hatırlamıyorum:)Topraktan kül tablaları,inanılmaz güzel şekiller de küçük heykeller yapardı bende yardım ederdim.Felaket bir hayal gücü vardı..Doğal olarak resim bölümünü kazandı.Şimdi resim öğretmeni:)
Ben çok şanslı çocuktum olum.Bir kısım hayatım şehirde geçerken yazları köye bağ evine gidiyorduk.Bir çocuk için orada herşey oyun.Ağaçlara tırmanmak,hayvanları sevmek,bağ sulanırken o çamurlu sularda yüzmeye çalışmak,üzüm sergi alanında doyasıya koşmak,pamuk toplandıktan sonra çuvallara konulmadan önce o dev pamuk yığınlarında yuvarlanmak,toprakta çıplak ayakla yürümek,ağaçlara salıncak kurup sallanmak...Ben hayatımın en güzel zamanlarını o bağ evinde geçirdim..
Vay be mutlulukla karışık bir hüzün yarattı bu mim.Ama çok sevdim.Bis,Melodram ve Leahı mimlerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
